| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

 

"Topuz'u satma düşüncemiz yok"

"Topuz'u satma düşüncemiz yok"
Kadir Has Stadyumu tamamlanana kadar Turkcell Süper Lig ve Fortis Türkiye Kupası maçlarını 5 Ocak Stadyumu'nda oynama kararı alan Kayserispor, kupada yarın Malatyaspor ile yapacağı maç için Adana'ya geldi. 

HiltonSA Oteli'nde kampa giren sarı-kırmızılı ekip, Gençlik Stadyumu'nda, teknik direktör Tolunay Kafkas nezaretinde antrenman yaptı. Yaklaşık bir saat süren antrenmanın ardından futbolcular, Fortis Türkiye Kupası (B) Grubu 3. maçı olan Malatyaspor karşılaşması için kampa girdi. 

Antrenmanı izleyen kulüp genel menajeri Süleyman Hurma, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mehmet Topuz'un transferinde Fenerbahçe ile anlaştıkları yolunda bazı gazetelerde çıkan haberleri yalanladı. Topuz'un Fenerbahçe'ye transferinin kesinlikle söz konusu olmadığını belirten Hurma, ''Bu futbolcumuzu satma düşüncemiz yok. Anlaştığımız yönünde çıkan haberleri yalanlamaktan da artık bıktık'' dedi. 

Hurma, yurt dışından çok iyi bir santrfor almak istediklerini ve bu yöndeki arayışlarının devam ettiğini bildirdi. 

Stadyumları tamamlanana kadar ikinci yarıdaki maçlarını Adana'da oynama kararı aldıklarını anımsatan Hurma, şöyle konuştu: 

''Adana'nın çok iyi bir seyirci kapasitesi, kentin de bir futbol şehri olduğuna inanıyoruz. İyi futbol oynayan ve iyi futbolcuları olan Kayserispor'a destek vereceklerine inandığımız için ligin ikinci yarısındaki maçlarımızı Adana'da yapma kararı aldık. 

Adanaspor ve Adana Demirspor taraftarının vereceği destekle şampiyonluk yarışına ortak olabiliriz. Lider Sivasspor ile aramızda 7 puan var. Bu da kapanmayacak fark değil. Adana seyircisini arkamıza alırsak şampiyonluğa oynarız. Eğer şampiyon olursak da bunda Adanalıların katkısı olacaktır.'' 


-TEKNİK DİREKTÖR KAFKAS- 


Teknik direktör Tolunay Kafkas da ikinci yarı hazırlıklarını iki etap olarak düşündüklerini ve Antalya'daki birinci etap çalışmalarını tamamlayarak, Fortis Türkiye Kupası maçları için Adana'ya geldiklerini söyledi. 

Çok iyi hazırlandıklarını söyleyen Kafkas, ''Kupada Malatyaspor ve Ankaraspor maçlarını kazanıp bir üst tura adımızı yazdırmak istiyoruz'' dedi. 

Kafkas, kupa maçlarının ardından, ikinci etap çalışmalarına ayın 13'ünden sonra 20 Ocak tarihine kadar Antalya'da devam edeceklerini ifade ederek, ''Hazırlıkların ardından ilk lig maçımız olan Gençlerbirliği karşılaşmasına hazır şekilde girmek istiyoruz. Kayserispor olarak amacımız üst sıralarda tutunmak'' diye konuştu. 

Kafkas, ara transferde santrfor almak istediklerini, ayrıca Mehmet Topuz'un takımdan ayrılmasının söz konusu olmadığını kaydetti.
 
 
 

Bernebau'da bir 90 dakika geçirmek ister misiniz?

Bernebau'da bir 90 dakika geçirmek ister misiniz?
La Liga'da hafta sonu oynanan maçta Real Madrid Bernebau'da Villarreal'i 1-0 mağlup etti. Bu maçta Bernebau tribünlerinde tanıdık bir isim vardı. EURO 2008'de yorumcumuz Emre Uğurlu ile birlikte turnuvayı takip eden arkadaşımız Mehmet Özbek bu maçı, Madrid şehrini ve futbol tutkusunu bir günlüğüne de olsa doya doya yaşadı. Özbek maçın ardından ise o atmosferi Sporx ziyaretçileriyle paylaşıyor.

DÜNYA KADAR BÜYÜK; BERNEBAU



Herkese selamlar,  

Bir futbolsever olarak en büyük keyfim yurtdışında maç izlemek... Maç izlemenin dışında bir maç gününü o şehirde yaşayabilmek. Aslında bu sevda futbolseverlikle aynı şey. İlkokulda parasızlıkdan stat çevresine gidip o ortamı yaşarken, belki bir umut, kapıdan bir abimiz bizi içeri alır ümidi ile stada giden kurukalabalığın bir parçası olarak başladı futbol sevdamız. Daha sonra ortaokulda öğle yemeği harçlığından biriktirilen paralar ile maçlara gitmeye başladım. Tuttuğum takım Galatasaray olmasına rağmen oturduğum yer Beşiktaş olunca ayda bir İnönü'ye, okuduğum okul da Kadıköy'de olunca okul arkadaşları ile dersleri kırıp kupa maçlarında o günkü adı ile Fenerbahçe Stadı'na gitmek artık benim için dünyanın en güzel ayinlerine dönüşmüştü. Her maçtan keyif almayı, o anları saniye saniye yaşamak ve bu maçı şu anda milyonlar dinliyor ben canlı izliyorum keyfi ile yaşabilmek çok büyük hazdı. 



Futbolsever olarak 1990'lardan sonra tribünlerdeki değişim beni de etkiledi. Artık taraftarlık kendi takımını, o formayı terletenleri sevmek yerine kendi takımındaki formsuz oyuncuları yuhlamaya, karşı takım ve futbolcularından nefret etmeye varınca, artık o tribünlerin keyfi beni kesmez oldu. İlk maceralarım parasızlıktan gene futbolseverlik kariyerimin başındaki gibi stadyum etrafında gezmeler oldu. Neredeyse tüm Londra statlarını gördüm. Üniversite bitip elimiz para görünce de Allah razı olsun Galatasaray bizi bir çok yere götürdü. Almanya'lar, Fransa'lar, Brezilya'da Maracana'lar, 2006 Dünya Kupası ve son EURO 2008 derken yurtdışında 20-25'in üstünde stat gezmiş 20'ye yakın maç izlemiş (inanın saymaya çalıştım ama sayı olarak kesin emin değilim), artık neredeyse tüm tatil programlarını maçlara göre programlayan bir futbolsever oldum. Kendimi bildiğim ilk günden bugüne bu oyunu iyi oynamayı beceremediğimi bilirim. Ama iyi bir futbolsever olduğum ve benimle maç izlemenin keyifli olduğu konusunda iddalıyımdır.  



Barnebau benim için çok özel. Evet, Ekim ayında Bayern Münih - Lyon Şampiyonlar Ligi maçı için gittiğim Allianz Arena bazılarına göre dünyanın en güzel stadı olabilir ama Maracana, Nou Camp, Antfield, Mexico, Barnebau, Wembley de öyle değil mi??? Süt Kupası finalleri ile tanıştığım Wembley 1... Santiago Barnebau 2... Türk futbolunda söylenen "Bu maçın İstanbul'u da var" lafının atası... 80'ler Avrupa Kupalarında Hugo Sanches'li, Buetragueno'lu, Martin Vazques'li Real Madrid ile karşılaşan her takım o eşleşmede "Bu işin bir de Barnebau'sı olduğunu" çok iyi biliyorlardı... 3 farkla kaybettikleri ilk maçların rövanşında istediği farkları o stadda elde ederek üst üste iki tur geçen Real Madrid beni taraftarı yapamadı ama o stat hayalimi süsleyen ve eğer rakip sizden zayıfsa asla çıkamayacağı bir stat olmuştur benim için.  

Maç gününden bir gün evvel Barcelona - Real Mallorca maçı için bir barda maçı izledim. Hem Real'li taraftarlarla bugünkü maçı hem de genel olarak Real'i konuştuk. En başta İspanyol seyircileri anlattılar... Kısaca her biri maça 5 dk. kala gelir, herhangi bir yerde toplanıp içmezler, Ultras denen taraftarları futboldan anlamaz, tek istedikleri gol ve galibiyettir. Maçı izlemez, kafalarına göre bağırırlar. Bunları anlatırlarken Mallorca'nın golü geldi, çok sevindiler fakat her biri bizim gibi "Barça çok güçlü nasıl olsa alır maçı" diyip biralarını içmeye, Real Mallorca'nın her atağında da cümlelerini kesip maçı izlemeye devam ettiler. Henry'nin beraberlik golü ile ikinci yarı oluşacak skoru hepimiz hissetik. Az sohbet ile bu maçı bitirdik. 



Real Madrid - Villarreal maçı aslında herhangi bir maç değil. Ligin aynı puana sahip iki takımın maçı. Villarreal gerçekten iyi bir takım ve Real Madrid de teknik direktör değişimi ve yeni transferleri ile tam bir kan değişimi yaşıyor. Bu tür takımlarda bu süreç çok değişken olabiliyor ama futbolcuların kendini ispat etmesi gerektiği kesin. Böyle güzel bir maç için bile bir gün evvel sohbet ettiğim kişilerin dediği gibi herhangi bir maç ortamı stat çevresinde yok. Böyle bir ortam olmayınca ben de yavaştan stada giriyorum.  

Stada girdiğim an gözlerim resmen açık kaldı. Hayatımda ben böyle dik bir stat görmedim. Maracana'ya gittim, dünyanın en çok seyircili olduğu stadı gördüm ama Santiago Barnebau kadar dik, sahayı ezen, içeriden baktığında üstüne yıkılıyormuş hissi veren bir stat görmedim. İnanın stada girdikten itiberen 10 dakika ne fotoğraf, ne bir hareket... Sadece stada baktım... Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı daha da dik düşünün, 2. katın üstüne 2.5 kat daha ekleyin!!! Gereçekten inanılmaz bir stat. Aklıma Mart ayındaki oynanacak İspanya - Türkiye maçı geldi. Biz bu stattan nasıl çıkacağız diye kendime sordum durdum.  



Elbette Real bu statta yüzlerce kez puan kaybetmiştir, İspanya Milli Takımı defalarca kez kaybetmiştir. Sebebi biraz etrafınıza bakınca rahatıkla anlaşılıyor; Seyirci... Seyircinin maça katkısı az. Bir kere seyirci sadece maçı izlemeye geliyor. Herhangi bir deşarj olma ihtiyaçları yok. Formalı insan hiç yok. Hiçbir İspanyol forma giymiyor. Sadece bazıları atkı takıyorlar. Stada maçtan 30 dakika önce girdiğimde neredeyse boştu. 15 dakika kala yarı yarıya dolu, maç başladığında ise 3/4 ü dolmuştu. Maç başladığında tribünler dolmaya devam etti ve etrafımdaki tribüne en son giren 2 kişi maçın 38. dakikasında geldiler. Yanlış yazmadım yazı ile otuzsekiz...  

Neyse artık maça geçelim, Nihat Kahveci'den dolayı tabi gönüller biraz daha Villarreal'den yana... Maç başında taktikler belli oldu. Villarreal orta sahayı 5 kişi ile örecek, önde kurulan Real defansına uzun top atarak Nihat'ı gol noktasında buluşturmak isteyeceklerdi. Real ise sabırlı bir şekilde top çevirerek 3'lü pynayan ve durmadan boş alana kaçmaya çalışan forvetlerini topla buluşturmaya çalışacaktı. İki takım da taktiksel olarak doğru işleri yapıyor gözükse de maçın hemen başında Nihat çok akıllı bir şekilde takip ettiği topu gol yapabilse eminim Real Madrid sıkıntı yaşayacaktı. Real'in orta sahasında Gago, yeni transferler Lass Diarra ve Huntelaar'ın heyecanları zaman zaman takımı çok olumsuz etkiledi. Buna rağmen diğer tecrübeli futbolcular özellikle Sneijder, Robben ve Raul takımı sırtladılar. Artan baskı ile beklenen gol Robben'den geldi. Stattaki gürültü anlatılamaz bir ses... İnanılmaz bir atmosferde ilk yarıyı bitirdik. İkinci yarı Villarreal sahaya Nihat'sız çıktı, tabii bu canımızı sıktı elbet. Nihat oldukça istekliydi ama Villarreal ilk yarıda sanki Aykut Kacaman'ın ilk Ankaraspor deneyimi gibiydi. Kısa paslarla hızlı çıkıyorlar ama son final pasları hep yanlış tercihler oldu. İkinci yarıya Nihat - Llorente değişikliği ile başlayan Villarreal, Cannavaro ve çok iyi oynayan Pepe'li Real defansına rağmen bulduğu pozisyonları cömertçe harcayınca maçı da kaybetti.  



Maçtan akılda kalan futbolcular Real'de Pepe, Robben ve ikinci yarı yaptığı çok önemli 2 kurtarışla Casillas oldu. Raul için özel bir iki cümle yazmak istiyorum. Gerçekten Real taraftarının sevgisini hak eden bir futbolcu. Kalbiyle oynuyor, sadece forvet ya da golcü değil, bazen sol bek bazen ön libero gibi oynadı. Çıplak gözle izleyince insan daha iyi anlıyor Raul'ü. 

Biraz da kötülerden bahsetmek gerekirse Huntelaar ilk maçın heyecanı olsa gerek inanılmaz tecrübesiz işler yaptı. Hakemi seyirci tam baskı altına alıp rakiplere sarı kart göstermeye başlayacakken, rakibine çok sert girerek ilk sarı kartı o gördü. Kontrataklarda çok kötü yerlere kaçtı ve topla buluştuğu bazı anlarda seyirciyi güldürdüğü bile oldu. Düzeleceğini düşünüyorum. Lass Diarra ile ilgili ise umarım yanılırım ama yeterli performans veremedi. Çok koşuyor ama hücuma katkısı neredeyse sıfır, pas hatası çok fazla. Real'de kalıcı bir isim olamaz.  

Villarreal'de ise Cazorla ve Senna orta sahadan takımı yönettiler. İkisi de çok koştu, çok mücadele etti. Pires o eski hızlı Pires değil ama gerçekten sahada topu ayağına aldığı anda ben bu sahanın en iyi, en akıllı futbolcusuyum diyor, dedirtiyor. Harikaydı, hakkını Real seyircisi de oyundan çıkarken alkışlayarak verdiler. Nihat yukarda da belirttim oldukça istekliydi ama istediği topları bir türlü alamadı. Doğrudan kaleye çok güzel bir korner kullandı, Casillas çıkarttı. Ona tüm İspanyol futbolseverler saygı duyuyor ve korkuyorlar. Yerine giren Llorente 2 - 3 pozisyonu çok kötü sekilde harcadı.



Maçla ilgili enteresan bir kaç not daha vermem gerekirse stat etrafında Barcelona formalı tek tük insan gördüm. Pazar alışverişi yapıyorlar vs... Bir an Türkiye'de kendimi düşündüm ve dehşete düştüm ama insanların tepkisi sıfır. Herhangi bir sorun çıkmadı. Maçta rakip takım Villarreal'de oyundan çıkan milli futbolcu Senna tüm stat tarafından ayağa kalkarak alkışlandı. Bu tür olaylar umarım bizim ülkemizde de olur.  

Mart ayında bu statta oynayacağımız İspanya - Türkiye maçı ile ilgili olarak şunları söyleyebilirim, Türk Milli Takımı futbolcu ve teknik heyetinin çok sakin olması gerekiyor. Seyircinin kaçan goller, hakemin çaldıgı ve çalmadıgı düdüklerden sonra verdigi tepkiler sahadaki hakem ve futbolcuları çok etkiliyor. Rakibin biraz panikleyip geri çekildiği hisseden seyirci ile ev sahibi takım maçı iyice rakip sahaya yıkıyor. Bu sebeple mutlaka topu ayağımızda tutmalıyız, uzun ve sabırlı bir şekilde top çevirmeliyiz. Yoksa yiyeceğimiz baskı bizi oradan zor çıkartır. 28 Mart'ta bu stattan mutlu ayrılmamız dileğiyle...  

ROBBEN'İN GOLÜNÜ İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN! 





 
 
 

Figer ile görüşmeler 10 Ocak'ta

Figer ile görüşmeler 10 Ocak'ta
Ara transfer döneminin bugün resmen başlamasıyla birlikte Fenerbahçe'de Alex, Deivid, Lugano ve Maldonado'nun menajeri Figger ile yönetimin bugün görüşeceği iddia edilirken, Figger'in İstanbul'da olmadığı ve görüşmelerin 10 Ocak'a ertelendiği öğrenildi.


İstanbul'da olduğu düşünülen Figger'in 3 gün önce İstanbul'a geldiği, ancak geliş nedeninin yine menajerliğini yaptığı Beşiktaşlı Nobre için olduğu belirtildi. Nobre ile görüşen Figger'in İstanbul'dan ayrıldığı ve 10 Ocak'ta Fenerbahçe yönetimi ile görüşmek üzere İstanbul'da olacağı öğrenildi. 

Edinilen bir başka bilgiye göre ise Figger'in İstanbul'a gelmişken Nobre'nin yanı sıra Alex, Lugano, Deivid ve Maldonado ile de kısa bir görüşme yaptığı ve bu oyuncuların Fenerbahçe'de kalıp kalmamak konusunda görüşlerini ve isteklerini aldığı bildirildi.

Öte yandan Selçuk Şahin ile yeniden anlaşma sağlandı. Sakatlıktan kurtulduktan sonra iyi bir performans sergileyen orta saha oyuncusu ile sözleşme uzatılacak. 

Bu arada Sarı-Lacivertli kulüp, Gaziantepspor'un genç stoperi Bekir İrtegün ile büyük ölçüde anlaşma sağladı. Gaziantepspor'un savunma oyuncusu Bekir İrtegün'ün hafta içinde Fenerbahçe ile sözleşme imzalaması bekleniyor. Sezon sonunda sözleşmesi sona erecek Bekir için, Fenerbahçe yönetiminin Can Arat ve para teklifinde bulunduğu belirtiliyor. Savunma oyuncusu Bekir halen Gaziantepspor ile Antalya'da antrenmanlara çıkarken, iki kulüp yöneticilerinin görüşmeleri sürüyor. 

Eğer Bekir'e karşı Fenerbahçe'de Can Arat'ın dışındaki diğer futbolcuların ise büyük ihtimalle kulüpte kalacağı ve sadece Teknik Direktör Aragones ile bir türlü yıldızı barışmayan Tümer Metin'in ayrılabileceği gelen haberler arasında...

Gökhan Emreciksin'in transferinin resmiyet kazanması ise Ankaragücü ile genç futbolcunun eski takımı Boluspor'un arasındaki anlaşmazlık nedeniyle gecikti. Yöneticiler, bu transferi de hafta içinde sonuçlandırmayı hedefliyor. Menajerliğini Haluk Canatar'ın yaptığı ve Chelsea'nin bile gündemine gelen 17 yaşındaki Abdülkadir Kayalı'nın çok yakında resmi sözleşmeyi imzalayacağı ifade ediliyor.
Etiket :10 , figer , görüşmeler , ile , ocak'ta
frkn437
05 Ocak 2009
19:02
Yorumlar :0
 
 
 
 

Çelebi'den kredi projesi!

Çelebi'den kredi projesi!
Galatasaray Yönetim Kurulu Üyesi Işın Çelebi, inşaatı devam eden Seyrantepe Stat Projesi'nin bitiminden sonra sarı-kırmızılı taraftarlara banka kredisiyle kombine bilet satmak için görüşmelere başladıklarını söyledi.


İzmir Gücü Spor Vakfı'nın Kordon Otel'de düzenlediği toplantıya katılan Çelebi, "52 bin seyirci kapasiteli stadın tamamlanmasıyla, Galatasaray 50 milyon Euro gelire kavuşabilecek. Burada en önemli konu VIP tribün ve kombine koltuk satabilmek. Kombinelerin fiyatı elbette bulunduğu tribüne göre değişkenlik gösterecek. Ancak taraftarlarımızın bu hizmetten faydalanabilmesi için çeşitli bankalarla kombine kart kredisi üzerinde konuşuyoruz" dedi.

Çelebi benzer bir projenin İzmir'de yapılması halinde, İzmir kulüplerinin de çağ atlayacağını belirterek, "Günümüzde stadyum, kulüp ekonomisinin en önemli faktörü. Bu konuda Fenerbahçe, bazı eksiklikler de olsa ülkemizdeki en güzel örnek" diye konuştu.
 
 
 

Fenerbahçe yine eksiklerle çıkacak

Fenerbahçe yine eksiklerle çıkacak
Fenerbahçe yine eksiklerle çıkacak
29 09 2008 18:36
Fenerbahçe Teknik Direktörü Luis Aragones yarın ki Kiev maçında galibiyet istediklerini belirtirken, Alex ve Volkan Babacan'da 'Zor olacak ama kazanacağız' dedi.
window.google_render_ad(); 

Fenerbahçe Teknik Direktörü Luis Aragones, Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde yarın kendi sahalarında oynayacakları Dinamo Kiev maçını sarı-lacivertli taraftarların desteğiyle kazanacaklarını söyledi.

Fenerbahçe Teknik Direktörü Luis Aragones, takım kaptanı Alex de Souza ve kaleci Volkan Babacan ile birlikte Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda bir basın toplantısı düzenledi. Dinamo Kiev maçını kazanmak istediklerini belirten Teknik Direktör Luis Aragones, "Şampiyonlar Ligi zorlu takımların olduğu bir lig. Bugüne kadar her takıma saygı göstererek maçlarımıza çıktık. Kendi evimizde ve seyircimizin desteğiyle bu maçtan en avantajlı skorla ayrılmayı istiyoruz. Oyuncularla ilgili bireysel yorumlar yapmak istemem. Çünkü kağıt üzerinde iyi görünen bir oyuncu maçta sahanın en iyisi olacak diye bir şey yok. Kendi takımımın sahada göstereceği başarı benim için büyük önem taşır. Dinamo Kiev, kontratağa çok iyi çıkan bir takım. Bizim nerede ve ne zaman pres yapacağımızı çok iyi bilmemiz gerekiyor" diye konuştu.

Sakat oyuncularla ilgili de bilgi veren İspanyol teknik adam, "Uzun zamandır sakatlıkları bulunan oyuncularımız Edu ve Deivid topla idmanlara çıktılar. Semih, Sivasspor maçında 15 dakika oynadı, ancak antrenmanda şanssız bir sakatlık geçirdi ve aramızda olmayacak" dedi.

"Turkcell Süper Ligi'nde ya da Şampiyonlar Ligi'nde kazanmaktan başka bir düşüncemiz yok" diyen Aragones, "Ancak Şampiyonlar Ligi'nin motivasyonu tabii ki farklı oluyor. Dinamo Kiev maçında rakibe saygı duyarak taraftarımızın da desteğiyle elimizden geleni yapmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Sarı-lacivertli takımın defans anlamında zorlandığı yorumlarına katılmadığını dile getiren Aragones, "Sadece bize karşı uzun oynayan rakiplere karşı dönen topları almakta zorlanıyoruz, ama bu bizim defans anlamında zorlandığını göstermez. Bizim şu anda 5 maçta 6 puanımız ve çok sakatımız var. Geçen sene 5 maçta 8 puanımız vardı ve sakatımız yoktu" şeklinde konuştu.

Takım kaptanı Alex ise, Dinamo Kiev maçının zor geçeceğini belirterek, "Bizim için zor ve sıkıntılı bir maç olacak. Grubumuzdaki ilk maçımızda olumsuz bir skor aldık. Onu telafi etmek için mücadele edeceğiz. Ben kendimi iyi hissediyorum ve bir sakatlığım yok. Hocamızın istediklerini gerek bireysel olarak, gerekse takım arkadaşlarımla birlikte sahada yapmak için çalışacağız. Bizler futbolun içinde uzun süredir olan insanlarız. Zor zamanları atlatacağımıza inanıyorum. Bizi olumsuz olarak etkileyen bir durum yok. Şampiyonlar Ligi'nde 6 maç var, grubumuzdaki ilk maçtan mağlup ayrıldık, ama geride 5 maç daha var. Bu maçlarda 15 puan çıkartabilme şansımız bulunuyor. Olaylara maç maç bakmak lazım. Önümüzde Dinamo Kiev maçı var, buradan bir galibiyet çıkararak yolumuza devam etmek istiyoruz" diye konuştu.

Kaleci Volkan Babacan da, Şampiyonlar Ligi'nin zorlu bir parkur olduğunu ancak Fenerbahçe'nin de bu ligde tecrübesi olduğunu söyleyerek, "Oynadığımız ilk maçta galip gelseydik, büyük avantaj sağlardık. Ancak önümüzde 5 maç var. Dinamo Kiev maçını taraftarlarımızın da desteğiyle kazanmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Kaleci Volkan Babacan, bir soru üzerine, bu maçta forma giyip giymeyeceğine Teknik Direktör Luis Aragones'in karar vereceğini sözlerine ekledi.

İHA

 
 
 

Bu gole söylenecek söz yok

Bu gole söylenecek söz yok
Bu gole söylenecek söz yok
29 09 2008 17:26
Willem 2 - AZ Alkmaar maçında, Alkmaar'lı oyuncu Moussa Dembélé süper bir gole imza attı. Bu öyle bir gol ki, spiker gol esnasında kahkaha atmaktan kendini alamıyor...
window.google_render_ad(); 

Willem 2 - AZ Alkmaar maçında, Alkmaar'lı oyuncu Moussa Dembélé süper bir gole imza attı.

Orta sahadan aldığı topla, rakiplerini teker teker geçen Dembele, sol ayakla şık bir gol atarken, spikere de kahkahalar attırdı.

Belçikalı oyuncu henüz 21 yaşında ve Belçika milli takımında 16 kez forma giydi

Hollanda Ligi'nde spikere kahkaha attıran gol.

 

GAZETEFENER 

 
 
 

Bursaspor gözünü G.Saray'a dikti

Bursaspor gözünü G.Saray'a dikti
Bursaspor gözünü G.Saray'a dikti
29 09 2008 17:44
Ligde oynadığı 5 maçtan 4'ünü kazanarak 2. sıraya yükselen Bursaspor, hafta sonunda kendi evinde oynayacağı Galatasaray maçı hazırlıklarına başladı.
window.google_render_ad(); 

Deplasmanda Kocaelispor'u 3-2 yenmeyi başaran Yeşil Beyazlı takım, bir günlük iznin ardından Galatasaray maçı hazırlıklarına Özlüce Tesisleri'nde başladı.

Teknik direktör Samet Aybaba gözetiminde yapılan ve yaklaşık 1 saat süren antrenmanda yeşil-beyazlı futbolcular kondisyon ağırlıklı çalışma yaparken, çalışmaya izinli olan kaptan Yusuf ile sakatlıkları bulunan Ivankov, Yavuz Eraydın, Leandro ve Kirita katılmadı. Bayramın birinci günü de izin yapacak olan Bursaspor, Galatasaray maçı hazırlıklarını 1 Ekim Çarşamba gününden itibaren sürdürecek.

Öte yandan Bursaspor Basın Söscüsü Mehmet Çavuşoğlu, Galatasaray maçının bilet fiyatlarını açıkladı. Çavuşoğlu, Galatasaray maçı biletlerinin 3-4 Ekim 2008 tarihlerinde Bursa Atatürk Stadyumu gişelerinden satışa çıkartılacağını belirtti.

Biletix İnternet sitesi ve çağrı merkezlerinden bu maç için bilet satışı yapılmayacağının altını çizen Çavuşoğlu, gişelerden bir kişinin en fazla 2 adet bilet alabileceğini söyledi. ıÜüMehmet Çavuşoğlu ayrıca minik yavruların Bursasporlu olmalarını sağlamak adına 10 yaşına kadar olan çocukların ebeveynleri ile birlikte stadyuma ücretsiz alınacağını söyledi.

Misafir tribün biletlerinin 5 Ekim Pazar günü 10.00-18.00 saatleri arasında Atatürk Spor Salonu tarafındaki gişeden satışa çıkacağını bildiren Çavuşoğlu; "Galatasaray maçında VİP A-B: 165 YTL, VİP C: 110 YTL, kapalı A-B-C: 110 YTL, maraton ve yeni maraton: 33 YTL, kapalı kale arkası: 22 YTL, açık kale arkası: 22 YTL ve misafir tribün: 22 YTL olacak" dedi.

cha

 
 
 

Şampiyonlar Ligi'nde maçların programı

Şampiyonlar Ligi'nde maçların programı
Şampiyonlar Ligi'nde maçların programı
29 09 2008 17:15
Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde 2. hafta maçları salı günü oynanacak karşılaşmalarla start alacak. Zenit-Real Madrid dışındaki tüm maçların 21.45'te başlayacağı haftada program şöyle:
window.google_render_ad(); 

Devler Ligi'nde E, F, G ve H gruplarındaki karşılaşmalar salı günü, A, B, C ve D gruplarındaki maçlar ise çarşamba günü oynanacak. Temsilcimiz Fenerbahçe de salı akşamı Ukrayna'nın Dinamo Kiev takımını ağırlayacak.

19.30'da başlayacak olan Zenit-Real Madrid dışındaki tüm maçların 21.45'te başlayacağı haftada program şöyle:

30 EYLÜL SALI

E Grubu:

Aalborg - Manchester United

Villarreal - Celtic

F Grubu:

Fiorentina - Steaua Bükreş

Bayern Münih - Lyon

G Grubu:

Arsenal - Porto

Fenerbahçe - Dinamo Kiev

H Grubu:

Zenit - Real Madrid

BATE - Juventus

1 EKİM ÇARŞAMBA

A Grubu:

CFR Cluj - Chelsea

Bordeaux - Roma

B Grubu:

Anorthosis - Panathinaikos

Inter - Bremen

C Grubu:

Sporting Lisbon - Basel

Shakhtar Donetsk - Barcelona

D Grubu:

Liverpool - PSV Eindhoven

Atletico Madrid - Marsilya

Hürriyet

 
 
 

UEFA Kupası'nda rövanş zamanı

UEFA Kupası'nda rövanş zamanı
UEFA Kupası'nda rövanş zamanı
29 09 2008 17:18
UEFA Kupası'nda 1. Tur rövanş maçlarından 2'si yarın, diğerleri ise perşembe günü oynanacak. Maçların programı şöyle:
window.google_render_ad(); 

Temsilcilerimizden Galatasaray, 2 Ekim perşembe günü İsviçre'nin Bellinzona takımını konuk edecek. İlk maçı sarı kırmızılılar deplasmanda 4-3 kazanmıştı.

Beşiktaş, İstanbul'da 1-0 mağlup ettiği Ukrayna'nın Metalist Kharkiv takımı ile deplasmanda karşılaşacak.

Kayserispor ise evinde 2-1 yenildiği Paris Saint Germain ile Paris'te tur savaşı verecek.

OYNANACAK KARŞILAŞMALAR VE İLK MAÇLARDA ALINAN SKORLAR ŞÖYLE

30 Eylül Salı

Saint Patrick's Athletic - Hertha BSC Berlin (0-2)

CSKA Moskova - NK Slaven Koprivnica - (2-1)

2 Ekim Perşembe

Schalke - APOEL (4-1)

Olympiakos - Nordsjælland (2-0)

Kobenhag - FC Moskova (2-1)

Aston Villa - Litex Lovech (3-1)

Stuttgart - Cherno More (2-1)

Saint-Etienne - H. Tel-Aviv (2-1)

Spartak Moskova - Baník Ostrava (1-0)

Rapid Bükreş - Wolfsburg (0-1)

Unirea Urziceni - Hamburg (0-0)

Kalmar - Feyenoord (1-0)

Manchester City - Omonia (2-1)

Motherwell - Nancy (0-1)

Deportivo - Brann (0-2)

Vitória - Portsmouth (0-2)

Vaslui - Slavia (0-0)

Lech Poznan - Austria Wien (1-2)

Levski - M�K Zilina (1-1)

Metalist Kharkiv - Beşiktaş (0-1)

Partizan - Timişoara (2-1)

Dinamo Bucureşti - Nijmegen (0-1)

Galatasaray - Bellinzona (4-3)

Club Brugge - Young Boys (2-2)

PSG - Kayserispor (2-1)

Honka - Santander (0-1)

Kaunas - Sampdoria (0-5)

Rosenborg - Brøndby (2-1)

Zürich - Milan (1-3)

Sparta - Dinamo Zagreb (0-0)

Salzburg - Sevilla (0-2)

Udinese - B.Dortmund (2-0)

Twente - Rennes (1-2)

Ajax - Borac (4-1)

Benfica - Napoli (2-3)

Standard Liège - Everton (2-2)

Wisla Kraków - Tottenham (1-2)

Artmedia - Braga (0-4)

Heerenveen - Vitória (1-1)

Valencia - Marítimo (1-0)

Hürriyet

 
 
 

Hakem, Sağlam'dan özür diledi mi?

Hakem, Sağlam'dan özür diledi mi?
Hakem, Sağlam'dan özür diledi mi?
29 09 2008 16:44
Beşiktaş Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, hakem Bülent Yıldırım'la maç sonunda aralarında bir diyalog geçip geçmediği konusuna açıklık getirdi.
window.google_render_ad(); 

Beşiktaş Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, Merkez Hakem Kurulu (MHK) ve hakemlerden özür beklentisi içinde olmadıklarını, sadece görevlerinin gereklerini tarafsız ve adil bir şekilde yapmalarını istediklerini söyledi.

Ertuğrul Sağlam, AA'ya yaptığı açıklamada, MHK'nın İstanbul Büyükşehir Belediyespor karşılaşması sonrası yaptığı açıklama üzerine bugün bazı medya organlarında değişik haberlerin kaleme alındığını belirterek, ''Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki; geçtiğimiz sezon birçok maçını hakem hatalarıyla kaybeden ve belki de bu kararlar neticesinde şampiyonluktan olan bir takımın teknik direktörü olarak, hakem arkadaşlardan ve MHK'dan, o zaman bir özür beklentisi içerisinde olmadığımız gibi, bugün de böyle bir özür beklemiyoruz. Biz sadece kendilerinden görevlerinin gereklerini tarafsız ve adil bir şekilde yapmalarını istiyoruz'' diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçının hakemi Bülent Yıldırım'ın geçen sezon Trabzonspor ile oynadıkları maçı da yönettiğini hatırlatan Sağlam, ''Geçtiğimiz sezon deplasmanda oynadığımız Trabzonspor karşılaşmasında, aleyhimize çok ağır bir karar vererek kalecimiz Rüştü'yü haksız bir şekilde oyundan atan aynı hakem arkadaşımızdan o gün bile böyle bir özür beklentisi içerisinde olmadık'' dedi.

-SON MAÇTAKİ ''KUSURA BAKMAYIN'' SÖZÜ...-

Ertuğrul Sağlam, İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçı sonrası, hakem Bülent Yıldırım ile herhangi bir konuşmasının veya diyaloğunun olmadığını dile getirerek, bu konuda şunları söyledi:

''Son maçın özeline dönecek olursak, öncelikle karşılaşmanın hakemi Bülent Yıldırım ile kendisinin de bahsettiği gibi, maç sonrası herhangi bir konuşmam ve diyaloğum olmamıştır. Maç sonrası yapacağım rutin basın toplantısı öncesi, bir çalışanımızın maç sonrası Bülent Yıldırım'ın kendisine serzenişte bulunan bir kişiye 'Hatamız varsa kusura bakmayın' şeklinde bir ifade kullandığını bana aktarması üzerine, bana hakemle ilgili sorulan bir soru üzerine, bu diyaloğu toplantıda dile getirdim.''

Sağlam son olarak, ''Uzun yıllardır futbolun içerisinde bir insan olarak, hakemler hakkında onları kamuoyu nezdinde zor durumda bırakacak açıklamam olmadığı gibi bundan sonra da olmayacaktır'' diyerek sözlerini tamamladı.

AA